Huzur ücreti; bir kişinin kurul, heyet, komisyon vb. üyesi olması nedeniyle ve/veya belli bazı toplantılara katılması (hazır bulunması) karşılığında kendisine ödenen ücrettir.
Bu bağlamda, ticaret şirketlerinde görev yapan yönetim organına (anonim şirketlerde yönetim kurulu, limited şirketlerde şirket müdürü/müdürleri) huzur ücreti/hakkı ödenir. Aynı şekilde, dernek, vakıf, kamu kurumu gibi kâr amacı gütmeyen kurumlardaki kurul, heyet, komisyon, işletme, şirket vb. yerlerde görev alanlara da huzur ücreti ödenir.
Gerek özel sektörde gerekse kamu sektöründe huzur ücretlerinin nasıl belirlendiğiyle ilgili tartışmaların olması bu hususun ilgili mevzuat ve uygulamalar ışığında irdelenmesini gerektirmektedir.
- Şirketlerde Huzur Ücretleri Nasıl Belirlenir?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir.
Aynı kanunda; yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır.
Aynı kanuna göre, limited şirketlerde şirket müdürlerinin ücretlerinin belirlenmesi şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasındadır.
Dolayısıyla, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerine, limited şirketlerde ise şirket müdürü/müdürlerine huzur ücreti ödenip ödenmeyeceği veya söz konusu ücretin tutarı şirket genel kurulu tarafından belirlenir.
Bu bağlamda, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin, limited şirketlerde ise şirket müdürü/müdürlerinin, tutarı ne olursa olsun, huzur ücretlerini kendilerinin belirlemesi yasal olarak mümkün değildir.
- Huzur Ücretlerinin Belirlenmesinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Yukarıda da belirtildiği üzere, huzur ücretleri şirketin kârını azaltan bir gider kalemi olduğu için bütün ortakların menfaatine ilgilendirdiği gibi şirket yönetiminde yer alan şirketin hakim ortaklarına ödenen huzur ücreti ise özellikle azınlıktaki şirket ortaklarının menfaatini ilgilendirmektedir.
Zira, ülkemizde bazı şirketlerde belli bir ortağı ortaklıktan çıkmaya zorlamak amacıyla şirketin birikmiş çok miktarda kârı bulunmasına karşın şirket genel kurulunda kâr payı dağıtımı kararı alınmamakta ve fakat şirket yönetiminde yer alan şirketin hakim ortakları kendilerine yüksek tutarda huzur ücreti belirlemek suretiyle aslında kâr payı dağıtımıyla amaçlanan sonucu elde etmektedir. Huzur ücretlerinin aşırı yüksek belirlenmesi örtülü kâr payı dağıtımı veya örtülü kazanç dağıtımı anlamına gelebilmektedir.
Bu şekilde bir tutum vergi mevzuatı açısından da sorunlu olduğu gibi sermayenin korunması ilkesi ve eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil eder.
Huzur ücretinin miktarı konusunda 6102 sayılı Kanunda alt veya üst sınır bulunmamakla birlikte, Yargıtay içtihatlarına göre, huzur hakkı ve ücretin belirlenmesinde şu kriterlerin dikkate alınması gerekmektedir:
– Mali hakların yönetim kurulu üyesinin harcayacağı emek ve mesai ile orantılı olması,
– Emsal şirketlerdeki ücretler ile paralel olması,
– Şirketin mali durumu ve geçmiş uygulamaları ile uyumlu olması ve
– Kâr payı hakkını ihlal etmeyecek nitelikte olması.
Her genel kurul kararı gibi huzur ücretlerinin belirlenmesine ilişkin genel kurul kararları da ticaret mahkemesinde dava konusu edilebileceğinden yukarıda belirtilen kriterlere uygun olarak belirlenmeyen genel kurul kararları mahkeme kararıyla iptal edilebilir.
- Huzur Ücretlerinde Üst Limit Var mı?
Özel sektör şirketlerinde yukarıda belirtilen ilkelere riayet edilmek koşuluyla huzur ücretlerinin miktarı konusunda herhangi bir üst limit bulunmamaktadır.
Kamu şirketlerinde ise huzur ücretlerinin miktarı toplumun geniş bir kesimini rahatsız ettiği için yönetim kurulu üyelerine ödenebilecek huzur ücretlerine bir üst limit getirilmiştir.
4. Kamu Görevlilerinin Huzur Ücretleri ve Birden Fazla Yerden Huzur Ücreti Almasıyla İlgili Sınırlamalar
Bazı kamu görevlilerinin birden fazla yerden huzur ücreti olması toplumda bazı rahatsızlıklar yaratmıştır. Bu nedenle, gerek huzur ücretlerinin miktarı gerekse bir kamu görevlisinin birden fazla huzur ücreti alamaması ile bazı yasal düzenlemeler yapılmıştır.
Bu bağlamda, 01.01.2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 18.07.2024 tarih ve 7521 sayılı Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yapılan düzenlemeye göre, kamu şirketlerinde yönetim kurulu üyesi olarak görev alanlara söz konusu görevler nedeniyle huzur hakkı, ücret, ikramiye gibi her ne ad altında olursa olsun bir ayda yapılabilecek ödemelerin toplam net tutarı, (108.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçemez. İlgililere söz konusu üst sınıra tabi ödemeler dışında, söz konusu görevler nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak herhangi bir ad altında ayni veya nakdi menfaat sağlanamaz.
Dolayısıyla, kamu şirketlerinde görev yapan yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur ücretleri 31.12.2024 tarihine kadar 10.04.2020 tarih ve 2393 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararında yer alan üst limiti, 01.01.2025 tarihinden itibaren ise 18.07.2024 tarih ve 7521 sayılı Kanunda yer alan üst limiti geçemez.
Bu nedenle, kamu şirketlerinin genel kurullarınca huzur ücretlerinin belirlenmesinde yukarıda belirtilen üst limitlere dikkat edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu kanuna (Md. 29) göre;
– 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetveller kapsamındaki kamu idareleri ve bu idarelere bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlar, sermayesinin yarısından fazlası tek başına veya birlikte ya da ayrı ayrı doğrudan veya dolaylı olarak kamuya ait olan ortaklıklar, fonlar, döner sermayeler, il özel idareleri, belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerin bağlı kuruluşları, kurdukları veya üye oldukları birlikler ile doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketler, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip olduğu kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketler, özelleştirme kapsam ve programında bulunanlardan sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen her statüdeki personel ile belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri ve il genel meclisi üyelerinden; özel veya kamu ayrımı gözetilmeksizin her statüdeki kurum ve kuruluşun yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu, danışma kurulu üyeliğinde ve komisyon, heyet, komite ile benzeri organlarda görev alanlara, kurum içi ve kurum dışı ayrımı yapılmaksızın bu görevlerinden sadece biri için ücret ödenebilir.
– Bu kapsamındaki kamu görevlilerine, anılan fıkra kapsamında yürütülen görevler nedeniyle huzur hakkı, ücret, ikramiye gibi her ne ad altında olursa olsun bir ayda yapılabilecek ödemelerin toplam net tutarı, (108.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçemez. İlgililere bu fıkrada belirtilen üst sınıra tabi ödemeler dışında, söz konusu görevler nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak herhangi bir ad altında ayni veya nakdi menfaat sağlanamaz.
– Bu kapsamındaki kamu görevlileri birinci fıkraya tabi olarak yürüttükleri görevleri ve birden fazla görev olması halinde hangi görevin ücretini alacaklarını asli görevli oldukları kuruma beyan eder.
– Bu kapsamda yürütülen görevler karşılığında ödenmesi öngörülen tutarlar, ilgili kurum veya kuruluşlarca brüt tutarları üzerinden gerekli vergi kesintileri yapılarak ilgilinin asli görevli bulunduğu kurumca bildirilen bir emanet hesabına yatırılır. İlgililere mevzuatı uyarınca yapılacak ödemeye ilişkin işlemler bu maddede belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde asli görevli bulundukları kurumlarca herhangi bir vergi kesintisi yapılmaksızın gerçekleştirilir ve üst sınırı aşan ya da ücret alınamayan görevlere ilişkin ödeme tutarları genel bütçe kapsamındaki idarelerde genel bütçeye, diğer idarelerde ise ilgili kurum bütçesine gelir kaydedilir.
7521 sayılı Kanunla 631 sayılı KHK’da yapılan söz konusu düzenlemeden önce de söz konusu KHK’da memurlar ve diğer kamu görevlilerinden birden fazla kamu şirketi veya kurumunda görev alanlara sadece bu görevlerden 1 tanesi için huzur ücreti ödenmesi yönünde düzenleme bulunmasına karşın 7521 sayılı Kanun söz konusu düzenlemenin kapsamını hem kurum bazında hem de personelin statüsü yönünden genişletmiştir. Şöyle ki;
1- 7521 sayılı Kanun kamu görevlilerinin birden fazla yerden huzur ücreti vb. ödeme alma yasağını sadece memur statüsündeki personeli değil, her statüdeki kamu personelini ve hatta belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri ve il genel meclisi üyelerini kapsayacak şekilde genişletmiştir.
2- Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin birden fazla yerden huzur ücreti vb. ödeme alma yasağının kapsamına sadece kamu kurum ve kuruluşları değil, kamunun sermaye payının bulunduğu her çeşit şirket, işletme, kuruluş, müessese ve birlik de dahil edilmiştir.
Öte yandan, 7521 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeden önce 631 sayılı KHK’ya göre birden fazla yerden huzur ücreti alan kişinin sadece 1 yerden huzur ücreti aldığını asli görevli bulunduğu kurumuna beyan etmesi yeterli iken 7521 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeye göre ikinci görev olarak yapılan işe ilişkin huzur ücreti ve benzeri ödemeler doğrudan söz konusu görevi icra eden kişiye değil, söz konusu kişinin asli görevli bulunduğu kurumun hesabına yatırılır ve daha sonra kurum tarafından kişiye ödenir. Böylece, bu yöntemle, kişinin birden fazla yerden maaş almasının önüne teknik olarak geçilmiş olmaktadır.
0 yorum